RSS
Siyah Sinema, tek bi' adama bağlı, bağımsız bi' sinema-blog oluşumudur. Her türlü istek, şikayet, öneri ve eleştiri için kullanabileceğiniz mail adresi; fatihmkocak@gmail.com

Juice (1992)


Sinemacılık anlamında pek bir önem taşımasa da bence anlattığı hikayeyle bir nebze de olsa paçayı kurtarıyor. Ernest R. Dickerson yazıp yönetmiş. Tek ortak özellikleri "Yokluk" olan 4 arkadaşın arasından sivrilen bir tanesinin, olabildiğince hızlı ve olabildiğince yüksek miktarda saygı(!) edinmek uğruna verdiği akıl dışı mücadeleyi konu edinmiş. Başrolleri House MD dizisinde rol alan Omar Epps ve o zamanlar 21 yaşında olan efsane Tupac Shakur paylaşıyor. Ayrıca Samuel L. Jackson'ı da ufak bir rolde izleyebilmek mümkün. Ayrıca Yolanda adlı karakteri canlandıran Cindy Herron'a da bayıldım doğrusu.

Çerez işte, arada insanın canı çekiyor...













Kick-Ass (2010)



Matthew Vaughn'in yönettiği/yöneteceği, Mark Millar adlı bir çizerin çizgi-roman kitabından uyarlanmış ve müthiş bir poster ile ilk çıkışını yapmış olan film. Kadroda Nicolas Cage de görünüyor ama sanıyorum ki kısa bir rol ile şöyle bir salvo yapacak. Filmin sloganı, kendisini merak etmem için yetti de arttı bile;
I can't fly. But I can kick your ass.

Dakota Fanning


Nedense bu kızın büyümesinin, normal bir insanın büyümesinden daha hızlı olduğunu düşünüyorum. Şu yukarıdaki Dakota'ya bak bir de Man on Fire, I am Sam, Hide and Seek filmlerindeki Dakota'ya bak... Tuhaf şeyler ya...

Giù la testa (1971)


"Duck you sucker!"
Sergio Leone'nin, Sergio Donati ile senaryosunu yazdığı film. Dolar Üçlemesi (1964 - Per un pugno di dollari, 1965 - Per qualche dollaro in più, 1966 - Il buono, il brutto, il cattivo.) ve 1968 yılındaki C'era una volta il West filmlerinin ardından 3 sene sonra patlattığı ilk film. Zaten bundan sonra da 2 film daha çekti ve noktayı koymuştu.
"Johnny & Johnny"
Film müthiş. Çok eğlenceli bir şekilde anlatılmış, hüzün dolu bir devrim. İki ana karakter üzerinden anlatılıyor. Birincisi Rod Steiger'in canlandırdığı müthiş bir şekilde canlandırdığı ve bizim ÇİRKİN'imizi anımsatan Juan Miranda. Dünyanın en istemeyerek devrim yapan insanı... Meksikalı bir yerli. Tanrı'ya inanan, yabaninin birisi. Diğeri de James Coburn'un canlandırdığı ve hiçkimselere benzemeyen John H. Mallory. O da Meksika halkı için çarpışan bir patlayıcı(dinamit diyelim...) uzmanı. O'nun inancı devrim üzerine. Tabi bu en başta böyle. Daha sonra bu iki adam birbirlerinden etkilenecekler ve olay bambaşka noktalara taşınacak.

Özellikle Rod Steiger'in muazzam oyunculuğuna ve devrimi tanımlama şekline dikkat çekmek istiyorum. Zaten alttaki devrim tanımından sonra, filmin seyri değişiyor;
Juan Miranda: I know what I am talking about when I am talking about the revolutions. The people who read the books go to the people who can't read the books, the poor people, and say, "We have to have a change." So, the poor people make the change, ah? And then, the people who read the books, they all sit around the big polished tables, and they talk and talk and talk and eat and eat and eat, eh? But what has happened to the poor people? They're dead! That's your revolution. Shhh... So, please, don't tell me about revolutions! And what happens afterwards? The same fucking thing starts all over again!
John H. Mallory: [exhales] Whew. Hmmm.
[throws a book he was reading into the mud: Mikhael A. Bakunin, The Patriotism]
Bu arada söylemeden geçmeyelim; Filmin müzikleri de birçok Sergio Leone filminde olduğu gibi, yine Ennio Morricone'ye emanet edilmiş.

Sonu ise bir başka çarpıcı... Sakın ihmal etmeyin!








82. Oscar Ödülleri Sonuçları


Çok önemli olduğunu düşünmesem de yine de keyif alarak seyrettiğimiz nadir etkinliklerden birisi olduğu ve sinema sektörünün gidiş hattına yön verdiği için takip ediyorum. Şimdi size buradan tek tek kimin kazandığını yazmayacağım. Kazananların listesine buradan ulaşabilirsiniz. Ben sadece birkaç tane yorum yapacağım. Şurada gönlümden geçen kazananları belirtmiştim.

Öncelikle en iyi film benim için tam bi' hayal kırıklığı oldu. Hoş, her ne kadar The Hurt Locker filmini izlememiş de olsam District 9'dan veya Inglourious Basterds filmlerinden çok ümitliydim ki gönlümden geçen 1. District 9'dı yani. O müthiş filmden bir tane daha çekilemeyecek çünkü, iyi biliyorum. Kathryn Bigelow, The Hurt Locker filmiyle götürdüğü "En İyi Yönetmen" ödülünü hakettiğini düşünüyor mudur acaba? Bence bu kesinlikle ama kesinlikle Tarantino'ya gitmesi gereken bi' ödüldü ama gitmediği iyi olmuş. Şimdi yine kendisini zorlar, bi' dahaki sefere daha iyi bi' film ile o ödülü götürme planları yapar. Yine The Hurt Locker filminden Jeff Bridges'e "En İyi Erkek Oyuncu" dalında ödül gitti. O normaldi zira o noktada bir rekabet ortamı yoktu. Morgan Freeman zaten Bruce Almighty gibi harika(!!!) bi' film ile Oscar'ı almıştı. Büyük ihtimalle 2.'sini O'na vermezlerdi... En İyi Kadın Oyuncu ödülünü Sandra Bullock'un alacağını hissettiğimi 05 Şubat 2010 tarihinde yazmıştım zaten. Tavırlar buna işaret ediyordu ve o kadar barizdi ki o dönem bu daldaki filmlerin hiçbirini izlememiş olsam da bunu anlamıştım. Belki de yorumlanması gerekmeyen tek dal; En İyi Erkek Oyuncu... C. Waltz!!! Bunu biraz mecburiyetten verdiler sanki... Mo'Nique, Precious: Based on the Novel Push by Sapphire filmiyle En İyi Yardımcı Bayan Oyuncu ödülünü kaptı. Aslında hepimizin gönlünden geçen gibi "Keşke Penélope Cruz(Nine)'a gitse..." dedik ama malesef aynı ödülü henüz 2009'da cukka etmiş bir oyuncuya böyle bir güzel yapılmayacaktı tabi. En İyi Animasyon için "Coraline" istedik, "Up" aldı. En İyi Özgün Senaryoyu Mark Boal aldı, yine The Hurt Locker ile... En İyi Uyarlama Senaryo ise Precious: Based on the Novel Push by Sapphire filmiyle Geoffrey Fletcher'a gitti. Bunu bari District 9 filmine verselerdi, en azından içim gam yemeyecekti. Tahmin yürütemediğim dallardan biri, en iyi yabancı filmi Arjantin filmi, El secreto de sus ojos aldı. Alsın, canı sağolsun. Açıkcası bu filmleri izleme şansı da yakalayamadım. Çok da önemsemiyorum. En İyi Sanat Yönetmeni, artık lanet ettiğimiz Avatar filmiyle; Rick Carter, Robert Stromberg, Kim Sinclair isimlerine gitti. Öyle ya 10 yıldır uğraşıyor adamlar!!! Liseli bir ergen kızmışımcasına çok merak ettiğim dallardan birisi olan En İyi Kostüm ödülünü The Young Victoria filmiyle Sandy Powell aldı. En iyi belgeseli The Cove götürdü. Geri kalanı da tam fasa fiso zaten.

Yani kısacası benim için tam bir faciaydı. Neredeyse hiçbir istediğim tutmadı. Fakat önemli değil, biz de onlara cevabımızı sahada veririz! :)


Türk Sinema Tarihindeki Western Filmler Listesi


Öyle takılıyordum, denk geldi. Spaghetti Western adlı site ile ilgili bi' şeyler karalamıştım. Arşivde mevcuttur. Yine aynı siteden müthiş bi' kategori yakaladım. Western filmlerde rol almış tanıdık isimleri görünce insan anlamsızca mutlu oluyor. Tamer Yiğit, Levent Çakır, Cüneyt Arkın, Yusuf Sezgin, Yıldırım Gencer, Kemal Sunal, Müfit Noyan, Arzu Okay, Cem Yılmaz(asjh), Tunç Oral ve daha fazlası... Siz de görün istiyorum. Buradan buyrun lütfen; http://www.spaghetti-western.net/index.php/Category:Turkey

Call of Juarez Bound in Blood


Şu an bu yazıyı okuyorsanız, siyahsinema.com'da bi' ilke şahit oluyor ve bi' bilgisayar oyunu yazısı okuyorsunuz. Tabi öyle ayrıntısına felan girmeyeceğim. Tek söylemek istediğim şey, benim gibi WESTERN tutkulusu olan kişilerin kesinlikle ama kesinlikle kaçırmaması gerektiği bi' oyun. Ubisoft firmasına ait. Oyun dünyasından pek haberdar değilim ama 2 dakikalığına girdiğim internet kafeden 1,5 saat sonra çıkmama sebep olan şu oyuna hasta olduğumu da itiraf etmeliyim. Doya doya da oynayamadım ya, çok pis içimde kaldı. Neyse, umarım benim laptop bu oyunu çalıştırabilecek kadar yeteneklidir.

Bu arada oyundaki karakterlerin birinin bakışlarının tıpkı Clint Eastwood'un canlandırdığı Blondie karakterinin bakışlarına benzemesi dikkatimden kaçmadı.

ntvmsnbc "Oscar'ın tarihinin 'en'leri haberi.

Fotoğraflı-motoğraflı, tam incelemelik süper bi' haber olmuş. Tam incelemelik; http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/galeri.aspx?galleryId=3299

Hediye; OST Listesi

Sanırım fizy.com'u bilmeyeniniz yoktur. İnternet üzerinden maksimum sürat ile şarkı dinlemeye yarayan sistem hizmeti sunan bi' internet sayfası. İşte sevdiğiniz şarkıları listeleyebiliyorsunuz. Sonra açıp şarkılara biraz daha hızlı bi' şekilde ulaşıyorsunuz ve bunlar gibi şeyler. Ben de 17 Ocak Pazar günü şöyle bi' Soundtrack inceleme yazısı yazmışım. Bugün de o yazıdaki soundtrackleri dinleyebileceğiniz şöyle bi' link bırakayım;

Herkese mutlu günler!

Appaloosa (2008)


Ed Harris'in yazdığı, yönettiği ve başrolünü üstlendiği bi' yapım. Son yıllarda sayısı gittikçe azalan Western türü örneklerinden. Durağan bi' senaryo, durağan bi' yönetmen işleyişi ve keyif dolu bi' film. Spaghetti Western tarzından farklı olarak, çok fazla Cowboy Trick ya da çatışma sahnesi içermiyor. Biraz da durağan tabi, olağan Western film halleri. Siz yine de Ed Harris ve Viggo Mortensen ile birlikte dünyanın en şirin insanı Renée Zellweger'i izlemek için dikkat kesilebilirsiniz. Ya da bi' kadının sebep olabileceklerine şahit olmak için... Bi' en sondaki düello sahnesi için. Viggo Mortensen ile Jeremy Irons arasındaki kapışma. (Bu arada Jeremy Irons, 2. Lolita filmindeki Humbert'i canlandıran arkadaşımız...)

İnsan ister istemez Ed Harris ile Clint Eastwood'u karşılaştırıyor fakat bence bu karşılaştırma, ilk okuk hocalarımızın da tabiriyle, elma ile armutu karşılaştırmak gibi bi' şey. Gerçi aynı kategoride olsalar, 1960'ların sonunda gerçekleşen Clint Eastwood efsanesi ile 2008 yılının Ed Harris'i karşılaştırılamaz ya işte, olsun, yokluk insana neler yaptırıyor. Son olarak da keşke Renée Zellweger şu romantik komedi olayından biraz uzak dursa. Hoş, müthiş bi' oyuncu da...







Anket #3


"Bu kez "En iyi yönetmen" dalında 2010 Oscar Heykelciğini kim alır?" sorusunun cevabını arıyoruz. 1'den fazla oylama hakkına sahipsiniz. Hadi bakalım.


Büşra (2010)


19 Mart'da sinemalarda olacakmış. Enteresan bi' film olacak gibi duruyor. Ortalık karışabilir bile... Senaryo Bahadır Boysal'ın çizdiği bi' karakterin üzerine kurulmuş. Alper Çağlar diye bi' arkadaş yönetecekmiş. Bahadır Boysal'ın isminden dolayı filmin çok saldırgan ve aşağılık kompleksli bi' yapım olmayacağına inanıyorum. Umarım düşündüğüm gibi olur. Bekleyeceğiz.

I giorni dell'ira (1967)


It's time to go...
Nam-ı diğer; Blood and Grit (İngiltere), Day of Anger (ABD), Days of Wrath... Müthiş bi' hikaye. Il mio nome è Nessuno (My Name is Nobody) filminin yönetmeni Tonino Valerii çekmiş. Senaryo da Ron Barker adlı bi' yazarın romanından uyarlanmış. Sıradan ve olaysız kasabaya çöken yaşlı bi' haydut ile kasabanın ayak işlerini yapan genç ve yetenekli bi' silahşör üzerinden dönen, tipik bi' UNDERDOG hikayesi. İşte yaşlı kurt genç kurt üzerinden oyunlar oynar, vbg. En sonunda da genç kurt yaşlı kurtu alt eder. Böyle şeyler ama zaten bu filmi diğer Western filmlerden farklı kılan da bu Underdog teması. Filmin bi' diğer güzel unsuru da Lee Van Cleef. Clint Eastwood ile birlikte Western filmlerin değişilmez ismi olan Cleef'in yanına da Underdog halleriyle Roma, İtalya doğumlu Giuliano Gemma'yı koymuşlar ki eleman da çok iyi rol kesmiş.

Ayrıca filmin müzikleri de muazzam olmuş. Elime OST albümü geçti. Dinledim ve çok beğendim. Kesinlikle tavsiye ederim. Bi' de youtube'da şöyle bi' vidyo buldum;


İtalyan Kovboy. İlginç tabi...












Soundtrack: Unforgiven Theme (1992)


Sabah sabah, nereden estiyse artık, açtım şu efsanevi filmin o güzel müziğini dinledim. Hatırlarsanız; Clint Eastwood, Morgan Freeman ve Gene Hackman üçlüsünün başını çektiği ve yine Clint Eastwood tarafından yönetilmiş bi' filmdi. Film ile ilgili şöyle yazmıştık. Neyse, bitsin bu yazı; HADİ GÜNAYDIN HERKESE!

The Class (2007)

Nam-ı diğer ve orijinal adıyla; Klass (2007). Sanırım izlediğim ilk Estonya filmi bu. Müthiş ama. Ayrıntıları BİZe uzak olsa da genel hatlarıyla BİZ denilebilecek bi' şey. Liseli gençler arasındaki ego ve gösteriş savaşlarını konu almış. Gerçekten enteresan bi' filmdi. Az önce bitti ve bende müthiş anıların canlanmasına sebep oldu. Siz de izleyin. Bi' de bu film ile alakalı, şuradaki yazıyı okuyun.











 
Copyright 2009 Siyah Sinema. All rights reserved.
Free WordPress Themes Presented by EZwpthemes.
Bloggerized by Miss Dothy